Türkiye mi Yurt Dışı mı?

Genel çerçevede değerlendirirsek, Türkiye’de yapılan MUN konferanslarının prosedüre ve işleyişe tam anlamıyla uygunluk sağladığı sonucuna varabiliriz. Hayatınızda unutamayacağınız farklı bir deneyim yaşamak istiyorsanız o zaman kesinlikle size yurt dışında gerçekleşen kaliteli bir MUN’e gitmenizi öneririm. Kendimden örnek vermek gerekirse Türkiye’de fazlasıyla MUN’e gitmeme rağmen yurt dışında da MUN’e gitmek gerçekten çok farklı bi deneyimdi. Bana bilgi açısından olsun dilimi geliştirmek açısından olsun gerçekten avantaj sağladı diyebilirim. İster istemez bir şekilde kendinizi oraya adapte olmuş olarak buluyorsunuz. Gelen delegeler sonuç olarak bir başvuru sürecinden geçerek kabul ediliyor. Çoğu zaman bu kişiler mevcut MUN’in bulunduğu ülke vatandaşı oluyor bu yüzden yabancı dil konusunda sıkıntı çekmemek ve dönen müzakereleri anlayabilmek için kesinlikle İngilizce seviyenizin B2-C2 aralığında olması gerekiyor. Bu yalnızca yurt dışı için değil, Türkiye’de de katılacağınız İngilizce olan bir MUN için de geçerli bir kriter.

 

Üniversite hayatınızı yurt dışında geçirmek gibi bir plan ve hayaliniz var ise yurt dışı MUN’lerinden alacağınız sertifikaların CV’niz için hayati önemi var demektir. İstediğiniz bölüm doğrultusunda sosyal açıdan yeterliliğinize bakılması için en önemli kazançlardan biri de aldığınız sertifikalardır. Yurt dışındaki sistem ülkemizde farklı olduğundan üniversiteye kabulünüz alınırken gösterdiğiniz sosyal aktivite sertifikaları sizin çoğu adaydan bir adım öteye taşıyor. Yabancı dilinize güveniyorsanız, farklı deneyim yaşamak istiyorsanız, bir yandan hem seyahat edeyim bir yandan da MUN’e gideyim diyorsanız bu tam da size göre bir şey. Arama geçmişine yurt dışındaki MUN konferanslarını aratmayı ve başvurunuzu yapmayı unutmayın!

 

 

Okul Olarak Yurt Dışındaki Gerçekleşen Bir MUN’e Delegasyon Olarak Nasıl Katılabiliriz?

Öncelikle çoğu okulda da olduğu üzere eğer okulunuzda MUN kulübünüz varsa bu konuda bir adım öndesiniz. Eğer daha önce böyle bir işe girişmediyseniz sorumlu öğretmeninizle konuşup kısa yoldan bu işi halledebilirsiniz. Peki yapmanız gerekenler ne? Öncelikle gidilecek olan MUN hakkında iyice araştırma yapılıp belirlendikten sonra kara verilen ülke adresine okulunuzun CV profilini, kulübünüzün amacı ve niteliği, kendinizi tanıtan ıslak imzalı mektup yollamanız gerekiyor. Bunu çoğunlukla Avrupa ülkelerindeki MUN yapan okullar ve kurumlar istese de ilk başta yapmanız gereken adımlar arasında yer alıyor. Böylelikle size hem okul hem de genel profil açısından tanımış oluyorlar. İkinci olarak bir kere kabul aldığınızda, okulunuza dönem dönem ilerleyen yıllar için size önceden gidilen MUN tarafından davetiye yollanıyor. Böylelikle okul olarak tanınarak rahat bir şekilde başvuru sürecini geçirmiş oluyorsunuz. Örnek vermek gerekirse Harvard MUN’in erken başvuru daveti genellikle mayıs ayında geliyor. Yapmanız gereken şey; katılım sağlayacak öğrenci ve gözlemci gelecek öğretmenler ile ilgili sayı, ad soyadları belirten bir mail yollamak.

Fakat maalesef ki her yapılan başvurunun kesin kabul alacağına dair bir bilgimiz yok. Bazen belirtilmeyen sebeplerden dolayı belirli kişiler red alabiliyor. Bu işlemler sırasında komiteler ve delegasyonun temsil edeceği ülkeler belli oluyor ve insiyatife bağlı olarak belirlenen seçimler yapılıp son hali ile ilgili dönüt maili atılıyor. Eğer gideceğiniz MUN ‘’Thimun’’ prosedüründe ise artık komite ve konunuzla ilgili olan ‘’resolution paper’’ larınızı (genel senet) yazmaya başlamanız gerekiyor. Eğer ‘’Harvard’’ prosedüründe bir konferansa katılacaksanız merak etmeyin, ‘’resolution paper’’ yazmak gibi bir telaşınız olmayacak. Çalışmalar devam ederken bir yandan sorumlu olan öğretmenlerinize gelen bilgilendirme ve kayıt mailleri devam edecektir. Otel, vize ve uçak rezervasyonunuzu erken bir tarihte yaparak işinizi garantiye alabilirsiniz. Konferans tarihi yaklaştıkça sizden belirtilen tarihlerde kararlaştırılan ücretleri yatırmanız beklenecektir. Ödemeler yapılmaya devam ederken bir yandan yollanacak olan ‘’study guide’’larla (çalışma rehberi) çalışmalarınıza hız kazandırabilir bu şekilde de konuyla ilgili daha çok bilgi edinebilirsiniz.

Türkiye’deki MUN’lerde Başvuru Süreci Nasıl İlerliyor?

Yurt dışındaki MUN’lerden farklı olarak Türkiye’de bireysel başvuru yaparak başvurma olanağınız var. Yurt dışında gözlemci öğretmenlerin katılımcı öğrenciler ile olması istendiğinden dolayı bireysel başvuru ile alan MUN sayısı çok az. Bu konuda hepimizin MUN camiasında biraz daha şanslı olduğunu düşünüyorum. Başvuru sürecinden kısaca bahsetmek gerekirse; yapmanız gereken ilk şey şey konferans hakkındaki heyecan, arzu, dilek ve isteğinizi belirten bir motivasyon mektubu yazmak ve ardından ek olarak genel kişisel bilgilerinizi doldurmanız istenen başvuru formunu uygun bir şekilde tamamlayıp yollamak. Bazı konferanslarda pozisyon ve komite çeşitlerine göre başvuru şekli ufak değişiklikler gösterebiliyor. Mesela International Court of Justice (ICJ) komitesine başvuracaksanız bunu farklı bir bölümden yapmanız gerekiyor. Eğer delegasyon olarak başvuru yapıyorsanız yapmanız gerekenler, katılımcıların bilgilerini alan gözlemci öğretmenin gerekli olan formu doldurması gerekiyor. Ardından değerlendirme sürecine alınan başvurunuzun onay veya red maili geliyor. Aldığınız sonuca göre gerekli ödeme ve işlemleri yaparak başvuru sürecini kısa ve öz bir şekilde tamamlamış oluyorsunuz. Aslında bakıldığında yurt dışına kıyasla kolay bir başvuru süreci geçirmiş oluyorsunuz.

Yurt Dışında MUN’e Gitmenin Olumlu/Olumsuz Yanları Nelerdir?

Eğer yurt dışında gerçekleşecek bir MUN’e gitme gibi bir hayaliniz var ise yukarıda da bahsettiğim gibi hayatınızda yaşayabileceğiniz en farklı deneyimlerden biri olacağını söyleyebilirim. Bu kısımda biraz kendi yaşadığım deneyimlerden bahsetmek istiyorum. MUN deneyimlerimin çoğunu Türkiye’de yapıp iki tanesini yurt dışında gerçekleştirdim. Yaklaşık iki yıldır okulumda İngilizce MUN kulübündeyim ve aynı zamanda da komite başkanlığı yapıyorum. Geçen yıl Haarlem MUN ve ardından bu yıl Harvard MUN’e delege olarak gittim. Benim için ikisi de çok farklı deneyimlerdi. Büyük hazırlıkların yapıldığı, uzun uğraşlar sonucu konferans günü geldiğinde insanın içini farklı bir heyecan kaplıyor. Açıkçası gittiğiniz yerde yabancı dili sizden iyi olan ve bir o kadar da iyi olmayan çok fazla öğrenci olacaktır bu yüzden kendinizi germeyin, rahat olmaya çalışın. Yeterli çalışmayı ve araştırmayı yaptıysanız yapamayacağınız hiçbir şey yoktur. Öncelikle Haarlem’den bahsetmek istiyorum. Açılış seremonisi bizde olanın tersine bir katedralde gerçekleştirilmişti. Bu bizi biraz şaşırtsa da kültürel bakımdan hoşumuza gitmişti. Komiteler bizde de olduğu gibi GA, ICJ, Special Committees, vb. şeklindeydi yani bu konuda ülkelerimiz olandan herhangi bir farkı yok.

Haarlem ‘’Thimun’’ prosedüründeydi bu yüzden hepimiz ‘’resolution paper’’larımızı (genel senet) önceden hazırlamıştık ve müzakereye hazırdık. Gitmeden öncesinde kimsenin bu kadar hırslı olacağını düşünmemiştim fakat gidince acı gerçeklerle yüzleşmiş oldum. Bizde admin/orga kavramının aksine onlarda tam olarak böyle bir kavram yok. Size yine yardımcı olan görevli kişiler var fakat bizdeki gibi tam karşılığını maalesef sağlamıyor. Herkes yeterince kendi bilincinde olduğu için kendi ihtiyaçlarını (su almak, çöp atmak, cam açıp kapamak, vb.) karşıladığından açıkçası başka kimseye de ihtiyaç olmuyordu sadece not kağıdı aktarımlarında yardımcı oluyorlardı. Komite akışı ve işleyişi tam olarak prosedüre uygun ve olması gereken ciddiyetteydi. Biraz eğlence kısmına gelirsek kahve aralarında Türkiye’de yapılan eğlenceler tarzında herhangi bir uygulama yapılmıyor. Bunun yerine herkes daha çok birbirleriyle resolution paper (genel senet) veya genel şeyler hakkında konuşarak kaynaşıyordu. Sadece bir gün olan ‘’social’’ etkinliğinden bahsetmek gerekirse Haarlem’de popüler olan bir mekan kapatılmıştı ve gerekli güvenlik önlemleri çerçevesinde bir parti gerçekleştirilmişti. Konferansın son gününde gerçekleşecek ‘’GA Plenary Session’’ Stedelijk Gymnasium dışındaki bir sanat binasında gerçekleşmişti. Genel olarak baktığımızda Türkiye’de gidebileceğiniz Thimun prosedüründeki normal bir MUN konferansından hiç de farksız. Fakat Harvard MUN’e geldiğimizler işler biraz daha farklıydı.

Harvard MUN dünyanın en eski simüle edilmiş ikinci MUN konferansıdır. İsminden de anlaşıldığı üzere MUN, ‘’Harvard’’ prosedüründe. Konferansın açılışı yapıldıktan sonra belirli konu başlıklarında komite başkanları ve yönetim tarafından seçtiğiniz bir komiteye girip oturumlardan önce seminer tarzında olan bilgilendirici eğitimleri alıyorsunuz. Bu uygulama Haarlem’de de karşıma çıkmıştı. ‘’UN ve MUN nedir? Prosedür ve işleyiş nasıl ilerler? Aktif ve etkileyci bir konuşmacı nasıl olunur?’’ tarzında bilgilerin verildiği eğitimlere katılmak zorundasınız. Bunun ardından komitelere dağılarak oturumlar komite başkanlarınca başlatılır. Şu ana kadar gittiğim en kalabalık ve en geç saatte biten komiteye sahip olan tek konferanstı. Aslında bunun pek de olumlu bir şey olduğunu söyleyemem. Komitelerin fazla kişi olmasından kaynaklı konuşma sırası bir türlü size gelmiyor ve müzakereler uzadıkça uzuyor. Oturumların geç saatte bitmesi de gün içinde yorulmanızdan kaynaklı bir süre sonra size konudan uzaklaştırıyor. Önceden yazılan ‘’position paper’’lar zaten delegelerle mail yoluyla iletildiği için komite direk verilen taleplerle başlıyor ve ardın çözümler bulunmaya başlandıkça ‘’resolution paper’’lar (genel senet) yazılmaya başlanıyor. En sonunda da yazılan ‘’resolution paper’’lar (genel senet) oylanmaya açılıyor. Ayrıca Haarlem MUN’de de olduğu gibi Harvard’da adminler yok.


Adminler yerine komite başkanı ‘Are there any delegates wishing to be a page?’’ sorusunu sorarak ‘’Page’’ denilen delege adminleri seçiyor. İşleyiş genel olarak böyle gitse de açıkçası beklediğim ciddiyeti bulamadım diyebilirim. Prosedüre çok fazla uymayan delege vardı ve bu kişiler komite başkanlarınca uyarılmadı. Açıkçası Türkiye ile karşılaştığımda gittiğim hiçbir MUN’de böyle bir şeyle karşılaşmadım. Bu açıdan kesinlikle burada düzenlemekte olduğumuz ve katıldığımız MUN’lerin akademik açıdan çok daha başarılı olduğunu düşünüyorum. ‘’Social’’ etkinliği otelin büyük salonlarından birinde yapılmıştı ve beklenen ilgiyi maalesef görmemişti. Uzun lafın kısası olumlu yönlerine bakarsak farklı kültürden insanlarla arkadaş olup kaynaşmanız sizi hem sosyal hem de dilinizi geliştirmek açısından yardımcı olacaktır. Tabii ki alacağınız sertifikanın öneminden bahsetmeye bile gerek yok. Zaten başlı başına sizi bir çok kişiden ayıran en büyük niteliklerden biri. Olumsuz yönlerine bakarsak maalesef akademik ve prosedür açısından bazı problemler yaşanabiliyor. Umuyorum ki yapılan geri dönütlerimizle beraber bu oluşan sorunlar ilerleyen yıllarda tekrardan yaşanmayacaktır.

Merve Ceren ÇIRAĞ

MUNTurkey.com

 

Video Galeri

0 Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Log in with your credentials

or    

Forgot your details?

Create Account