Bir first timer, bir konferansa giderken bir sürü endişeleri olmuştur. İşte  “Ben gideceğim işte ne yapacağım?” veya “Oradaki herkes ya çok tecrübeli ise ya sadece ben tek terübeli isem?” veya konuşamama kaygısı olabiliyor. Bu kaygılar normaldir. Bu kaygılar, 30-40 tane konferansa katılmış bir delegenin de divanın da (divan chair dediğimiz kişi veya kişilerdir) zamanında yaşadığı tecrübelerdir. Kısaca daha önce her tecrübesi olanın yaşadığı duygulardır. Onun dışında bir first-timer konuşma kaygısına sahip olabiliyor. Bu da gayet normaldir ve bu kaygı konuşa konuşa veya tartışmalara katıla katıla atlatılacaktır. Ben MUNlere katılmaya yaklaşık 2 ay önce başladım ve first timer olduğum zamanı dün gibi hatırladığım için bu makaleyi yazıyorum.

 Öncelikle ilk gün Opening Ceremony’nin yapıldığı mekana gidiyorsunuzdur. İçinizde “Ben birazdan komiteye geçeceğim ama bilmediğim bir prosedür ya yapamazsam?” endişesi vardır. Bu endişe ilk oturumun sonuna kadar gider çünkü çoğu zaman ilk oturumlarda ya “ice breaker veya fun session” dediğimiz olay olur ya da en kötü her delegenin açılış konuşması alınır. Bazı konferanslarda bu prosedürleri anlatan atölyeler olur ve bu atölyede genellikle ilk defa veya 2-5 arası tecrübesi olan insanlar bulunur. Bu atölyede işleyiş anlatılır. Her ne kadar daha önce bir konferansa katılmış olsanız bile ben açıkçası atölyelere katılmanızı öneriririm. Sonra uzun süren bu atölyeden çıkıp kısa bir aradan sonra komitelerinize gidersiniz. Bazı istisnalar dışında genelde komiteniz General Assembly (GA) komitesi olur. Bu komiteler bir nebze diğer özel,fantastik ve kriz komitelerine göre daha kalabalıktır ve sayısı 15 ile 200 kişi arasında değişir. Bu komiteler tecrübeliler tarafından en kolay komite olarak görülür. Komitenize gittiğinizde daha önce de belirttiğim gibi çoğunlukla ilk oturum “fun session” olur ve ikinci oturumda ise formal oturuma geçiş yaparlar. Bu makalede size bir first timer gözüyle işleyişi yani Harvard prosedürünü açıklamak istiyorum.

Harvard Prosedürü

Kendi tecrübemi de katarak anlatacağım. Benim ilk gittiğim MUN konferansı Harvard prosedürüydü ve ilk iki gün çok zorlanmıştım. Harvard prosedürü, THIMUN prosedürüne göre bir tık daha zordur. Ülkemizde lise düzeyi MUN konferanslarında çok görülen bir prosedür olmasa da üniversite düzeyinde daha çok yaygındır. Üç önemli kural vardır:

  • Kullandığınız dil günlük konuşma dilinden çok akademik bir olmalıdır. Bu diller de konferansa göre değişmektedir yani ülkemizde Türkçe, İngilize, Almanca, Fransızca ve Arapça olmak üzere bir sürü konferans vardır.
  • Karşınızda konuşan delegelere, divana (chair), organizasyon ekibine, adminlere, basın ekiplerine ve daha birçok kişiye saygılı olmak zorundasınızdır. Örneğin eğer bir oturum sırasında bir delegeye veya bir divana argo veya küfür ederseniz, bunun size yaptırımlarına kadar negatif etkileri olacaktır.
  • Divanın bir delegeye “We instead of I” lafını sürekli duyarsınız. “We” dememizin sebebi oraya bir ülke olarak gidiyorsunuz ve siz ülkeyi temsil ederken içindeki insanları da işin içine katarak bu konferansa katılıyorsunuz.

Prosedüre gelirsek ilk önce her oturumun başında divan “Order in the house.Now, we are in formal session.We will start with the roll call” derler. Roll Call dediğimiz şey yoklamadır. “Present” veya “Present and voting” demeniz yeterlidir ama “Present and voting” derseniz bu oylamanızda etkiler. Daha sonra açılış konuşması olur ve süresi 30-90 saniye arası değişir. Daha sonra divan “Now, we will move with General Speakers List (GSL). Are there any delegates who wish to be added to GSL?” der.Eğer ödül alma niyetiniz varsa burada plakartınızı kaldırmanızı öneririm. Eğer ilkte konuşmaya çekiniyorsanız, daha sonra da ülkenizin ismini yazdırabilirsiniz. Bu listede kimse olmazsa divanın gelişigüzel bir ülkeyi seçme hakkı vardır. Bu seçimlerden panik olmamak gereklidir. 10 saniye konuşup da kürsüden ayrılabilirsiniz ama GSL’de yerinize geçmeden önce “yield” yapmanız gerekiyor. Bu rasgele seçilen ülkeler çoğunlukla tartışmaya az katılım gösteren delegeler olur. GSL’de ülkeniz hakkında bilgi veya bir başka delegenin fikrine katılarak o katıldığınız fikre yeni bilgiler ekleyebilirsiniz. GSL yaklaşık 90 saniye sürmektedir. Divan GSL’i yarıda kesme hakkı vardır. Divan daha sonra “Are there any points or motions?” diye sorar. Point ve motion ne diye soracaksınız. Öncelikle pointler ile başlamak istiyorum. Dört ayrı point çeşidi vardır:

  • Point of Information: Delege bu pointte divandan veya başka bir delegeden bir bilgiye açıklık getirmesi ya da bilgi sahibi olmak istediğinde çoğunlukla sadece tek bir soru sorarak kullanılan pointtir. Konuşmacıyı bölmediği süreçte her zaman kullanılabilir.
  • Point of Order: Divanın bir prosedür ihlalini fark ettiğiniz an söyleyebileceğiniz bir pointtir. Konuşmacıyı bölmediği süreçte her zaman kullanılabilir.
  • Point of Parliamentary Enquiry: Divana prosedür hakkında bir şey sorma ihtiyacınız olduğunuzda kullandığınız prosedürdür. Konuşmacıyı bölmediği süreçte her zaman kullanılabilir.
  • Point of Personal Privilege: Delegenin özel ihtiyaçlarına ait bir pointtir. Konuşmayı sadece konuşan delegenin sesini duyamadığı sürece bölebilir onun dışında her zaman kullanılabilir.

Bir first timer olarak pointlerin hangisinin hangisi olduğunu karıştırmak normaldir. Ben üçüncü tecrübeme kadar çözememiştim. Pointleri geçerek biraz motionlardan bahsetmek istiyorum.Sekiz ayrı motion çeşidi vardır:

  • Motion to Suspend the Meeting: Oturumu, bir sonraki oturuma kadar ertelemek için kullanılır. Son gün, son oturum harici hepsinde kullanılır.
  • Motion to Adjourn the Meeting: Konferansın son oturumunda, oturumu tamamen bitirmek için kullanılır. Sadece son gün, son oturumda kullanılır.
  • Motion to Postpone the Debate: Tartışmayı ertelemek için kullanılır. Sık kullanılan bir motion değildir.
  • Motion to Resumption the Debate: Tartışmayı kaldığı yerden devam ettirmek için kullanılır. Sık kullanılan bir motion değildir.
  • Motion to Closure of Debate: Tartışmayı kapamak için kullanılan ve konuşmacıyı bölmeyen motiondur.
  • Motion to Extend the Debate Time: Tarışma süresini uzatan ve konuşmacıyı bölmeyen motiondur.
  • Motion for a ___ minute Moderated Caucus: Belirli bir süre moderated caucusa geçmek için verilen ve konuşmacıyı bölmeyen motiondur.
  • Motion for a ___ minute Unmoderated Caucus: Belirli bir süre unmoderated caucusa geçmek için verilen ve konuşmacıyı bölmeyen motiondur.

*Motionların bir diğer amacı ise konuyu tartışmak amacıyla konulmuştur. Örneğin: “Motion to have a moderated caucus in order to talk/discuss upon ___, total time being _(at most 20 minutes) , individual time being ____ minutes.

Son motionlarda bahsettiğim caucuslardan bahsetmek istiyorum. Normalde basit bir GA komitesi yukarıda bahsettiğim iki ayrı caucusu kullanır. Ama bu caucuslar dışında bir tane daha vardır. Belki bir first timerın en az karıştıracağı terim olabilir. Üç farklı caucus çeşidi vardır:

  • Moderated Caucus: Divanların GSLleri, motionları işlediği bir prosedürdür. Tarışma genellikle bu caucusta ilerler. Tartışmanın süresi en fazla 20 dakika olur ve en fazla iki kere uzatılır.
  • Unmoderated Caucus: Delegelerin yerinden kalkma özgürlüğüne sahip oldukları tartışma ortamıdır. Divanlar genellikle “Working Paper, Draft Resolution ve Resolution Paper” önerir. Bazı divanlar teknolojik cihazların kuulanmasına izin verirler.
  • Semi-Moderated Caucus: Aslında biraz Moderated Caucus’a benzerdir. Ortaya motion atarsınız ama süreler bu sefer sizin elinizde değil, divanın elindedir. Bütün delegeler oturur pozisyonda gerçekleştirir.

Gerekli terimlerin bazılarından bahsettim. Bir first timerın bu terimleri daha ilk günde aklına oturtması çok zordur. Ben terimleri son günde öğrendiğimi hatırlıyorum. Mesela ortaya bir motion atıldı ve divan “Are there any seconds/objections for ___’s motion?” der. Ben size bu iki terimi de hemen açıklamak istiyorum:

Bir motion’un geçmesi için önce sözlü bir oylama yapılır.

  • Second: Bu motiona onay verdiğinizde yani konuşmak istediğinizde söylemeniz gerekir.
  • Objection: Bu motionu reddettiğinizde yani konuşmak istemediğinizde söylemeniz gerekir. Komite oylamasına yol açar. Ama hiç objection gelmezse atılan motion direkt geçer.

Objectionda oylama prosedüründen bahsettim. Sözlü oylamada 1 tane bile objection gelirse placard oylamasına geçilir. Adaletli bir sistem olması için objection verildikten sonra her delegenin oy vermesi zorunlu olan bir prosedürdür. Iki çeşidi vardır:

  • In Favor: Second ile aynı mantıktır. Olumlu cevaptır.
  • Against: Objection ile aynı mantıktır. Karşıt cevaptır.

Unmoderated Caucus’ta bahsettiğim “Working Paper, Draft Resolution ve Resolution Paper” kısmından biraz bahsetmek istiyorum. Eğer bunların hepsini her delege hazırlamak zorunda değildir. Daha az tecrübesi olan veya daha önce hiç tecrübesi olmayan bir delege, başka tecrübeli delegelere “sponsor” veya “co-submitter” olabilir. Yazması bir first timera göre çok zordur ama tecrübe kazandıkça bu iş daha da kolaylaşır. Bu üç çalışmadan bahsetmek istiyorum:

  • Working Paper: Resolution paper (sonuç bildirgesinin) ilk adımıdır. Herhangi bir formatı yoktur..
  • Draft Resolution: Resolutiına giden ikinci adımdır. Working paper resolution formatına sokulur ve çözüm önerileri yazılmaya ve detaylandırılmaya devam edilir.
  • Resolution Paper:  Draft-resolution komitede oylandığı zaman bu belgenin ismi resolution olur. Geçip veya geçmemesi belgenin adını değiştirmez.

Bu üçünün de söylenmesi kolay gibi dursa da yazıya konulması ve kabul edilmesi oldukça zordur. Ben first time olarak draft resolutionu kabul ettirmeye gittiğimizde bazı maddelerde sorun bulmuşlardı veya yazılma esnasında komiteyi terk edenler oldu. Kısaca zorlu ve stresli bir andır. Resolution paper kabul olduğunda main submitter kürsüye gelir, ilk önce resolution paperı okur ve en sonunda açıklamasını yapar. Bu okunma süreci sonrasında yine bir oylama süreci olur.Bu oylama sürecinde:

  • Yes: Bu paperı kabul ettiğinizde,
  • Yes with Rights:Bu paperı kabul edip kendi ülke yasalarınıza uyup uymadığını kürsüde açıklama yaparak,
  • No:Bu paperı reddediğinizde,
  • No with Rights: Bu paperı reddediğinde, neden reddediğinizi kürsüde açıklama yapılır,
  • Abstain: Ne evet ne de hayır vermeniz gerektiğinde kullanılır.

Bu oylamalar “yes” ile geçerse kabul olacaktır. Eğer reddedilirse olduğunuz komitenin fail olma şansı vardır. Ama hangi komite fail olmak ister ki? Tebrikler, Harvard prosedürünü tamamladınız.

Biraz ilk tecrübemden bahsedeyim. Ülkem Afganistan’dı ve ilk konuşmacıydım.Kürsüde konuşurken dizlerim titremeye ve sesim titreşmeye başladı. Zaten terimleri iki günde zor oturttum. Daha sonra yetersiz çalıştığımı anlayınca çok fazla tartışmalara katılamadım. Ama ilkte çok konuşamadım diye pes de etmedim ve ileriki aylarda 4-5 tecrübe daha kazandım ve içim daha rahat

Umarım bu makale size yardımcı olmuştur, ilk tecrübenizde başarılar dilerim.

Bir First-Timer Gözüyle HARVARD Prosedürü Tecrübesi 

Serra Su ATARER

0 Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Log in with your credentials

or    

Forgot your details?

Create Account